Sabahları tutulmuş bir sırtla uyanmak ya da gün ortasında kürek kemiklerinin arasına saplanan o tanıdık sızıyı hissetmek, çoğumuz için sıradan bir hal almış durumda. Bel ve boyun şikayetlerinden sonra poliklinik başvurularında en sık karşılaştığımız tablolardan biri olan sırt ağrısı; genellikle yorgunluğa, soğuğa ya da cereyanda kalmaya bağlanarak geçiştirilir. Oysa tıpta “torakal bölge” olarak adlandırdığımız sırt bölgesi anatomik açıdan oldukça karmaşık bir yapıdır ve buradaki ağrılar bazen basit bir kas tutulmasının çok ötesinde mesajlar taşıyabilir.
Peki günlerce süren, masajla ya da dinlenmeyle bir türlü hafiflemeyen bu ağrıların gerçek nedenleri neler? Gelin, omurganın bize göndermeye çalıştığı sinyalleri birlikte okuyalım.
Duruş Bozuklukları ve Kas Düğümleri (Miyofasiyal Tetik Noktalar)
Sırt ağrısının en yaygın sorumlusu, kas-iskelet sistemine binen asimetrik yüktür. Masa başında saatlerce kambur oturmak, ekran karşısında omuzları öne düşürmek veya ağır bir çantayı sürekli tek omuzda taşımak; trapez ve rhomboid gibi büyük sırt kaslarını aralıksız bir gerilime maruz bırakır. Bu kronik gerilim, kas lifleri arasındaki kan akışını bozarak halk arasında “kulunç” diye bilinen miyofasiyal tetik noktaların (kas düğümlerinin) oluşmasına yol açar. Kürek kemiklerinin çevresinde ya da hemen altında hissedilen, üzerine bastırıldığında şiddetli acı veren bu noktalar, duruş düzeltilmediği sürece kalıcı bir ağrı kaynağına dönüşür.
Boyun Sorunlarının Sırta Yansıması
İlginçtir ki sırt ağrısı şikayetiyle gelen hastalarımızın önemli bir bölümünde asıl problemin sırtta değil, boyunda olduğunu tespit ederiz. Boyun düzleşmesi ya da boyun fıtığı (servikal disk hernisi) gibi rahatsızlıklar, omurilikten çıkıp sırta inen sinir köklerini sıkıştırdığında ağrı doğrudan kürek kemiklerinin arasına yansır. Bu tabloya çoğu zaman kollarda uyuşma, karıncalanma veya omuz bölgesinde ağırlık hissi de eşlik eder.
Sırt Fıtığı ve Omurga Kireçlenmesi (Osteoartrit)
Sırt bölgesi (torakal omurga) göğüs kafesine bağlı olduğundan, bel ve boyuna kıyasla çok daha az hareketli ve korunaklıdır. Bu nedenle sırt fıtığı, bel ve boyun fıtıklarına göre çok daha nadir görülür. Ancak şiddetli travmalar, düşmeler veya uzun süreli aşırı zorlanmalar sonucunda sırt omurları arasındaki diskler de yıpranıp fıtıklaşabilir. Göğüs kafesine, kaburgalara ya da karın boşluğuna doğru kuşak gibi saran ağrılar, sırt fıtığının habercisi olabilir. Öte yandan yaşın ilerlemesiyle omurga eklemlerinde ortaya çıkan dejenerasyon, yani kireçlenme (osteoartrit), kemiklerin birbirine sürtünmesine ve hareketle artan kronik sırt ağrılarına zemin hazırlar.
Skolyoz ve Omurga Eğrilikleri
Arkadan bakıldığında düz bir hat üzerinde inmesi gereken omurganın, sağa veya sola doğru “S” ya da “C” harfi şeklinde kıvrılmasına skolyoz denir. Genellikle ergenlik döneminde belirti veren bu durum, ilerleyen yaşlarda omurga dengesini bozar; kasların bir tarafta aşırı gerilmesine, diğer tarafta zayıflamasına neden olur. Yetişkinlikte ise kendini asimetrik kas yorgunluğu ve inatçı sırt ağrıları olarak gösterir.
Stres, Kaygı ve Fibromiyalji
Sırt, duygusal yüklerimizi de taşıdığımız bir depo gibidir. Yoğun stres ve kaygı anlarında vücut “savaş ya da kaç” moduna girer; omuz ve sırt kaslarını istemsizce kasar. Uzun süreli stres bu kasılmayı kalıcı hale getirebilir. Ayrıca yumuşak doku romatizması olarak da bilinen fibromiyalji; uyku bozukluğu ve yaygın vücut ağrısıyla karakterizedir ve bu ağrıların en yoğun hissedildiği merkezlerin başında sırt bölgesi gelir.
Gözden Kaçmaması Gereken “Yansıyan Ağrılar”
Sırt ağrısını değerlendirirken bir hekimin en çok dikkat ettiği konulardan biri de iç organ kaynaklı sorunlardır; çünkü her sırt ağrısı omurga ya da kas kaynaklı olmayabilir.
Kalp rahatsızlıkları, özellikle kadınlarda kalp krizinin ilk belirtisi göğüs ağrısı yerine sol kürek kemiğine vuran ani ve baskılayıcı bir sırt ağrısı şeklinde ortaya çıkabilir. Akciğer ve akciğer zarı (plevra) sorunları; zatürre ya da plevra iltihapları derin nefes alıp vermekle ve öksürmekle sırta saplanan keskin ağrılara yol açabilir. Safra kesesi ve mide kaynaklı sorunlar ise farklı bir iz bırakır: safra kesesi taşları veya iltihapları sıklıkla sağ kürek kemiğinin altına yansırken, mide ülserleri sırtın orta hattında hissedilebilir.
Kemik Erimesi (Osteoporoz) ve Çökme Kırıkları
Özellikle menopoz sonrası kadınlarda ve ileri yaştaki bireylerde görülen osteoporoz, kemiklerin sessizce zayıflamasına neden olur. Kemik yoğunluğu azaldıkça sırt omurlarında en küçük bir zorlanmada, hatta bazen yalnızca şiddetli öksürmeyle bile çökme kırıkları (kompresyon fraktürleri) oluşabilir. Bu durum, aniden başlayan çok şiddetli sırt ağrılarına; zamanla boy kısalmasına ve sırtta kamburlaşmaya (kifoz) yol açar.
Ne Zaman Acilen Bir Uzmana Başvurmalısınız?
Sırt ağrınız birkaç günlük dinlenmeyle geçiyorsa genellikle endişelenecek bir durum yoktur. Ancak ağrıya aşağıdaki “kırmızı bayrak” belirtilerinden biri eşlik ediyorsa, vakit kaybetmeden bir Beyin ve Sinir Cerrahisi uzmanına başvurmanız hayati önem taşır:
- Ağrı geceleri artıyor ve sizi uykudan uyandırıyorsa,
- Kollarınızda veya bacaklarınızda güç kaybı, uyuşma ya da karıncalanma varsa,
- Yakın zamanda bir kaza ya da düşme (travma) yaşadıysanız,
- Açıklanamayan kilo kaybı, ateş veya gece terlemeleriniz varsa,
- Ağrı nefes alırken şiddetleniyor ya da göğsünüze doğru yayılıyorsa.
Unutmayın: Erken ve doğru teşhis, sırt ağrısının kronik bir çileye dönüşmesini engeller ve yaşam kalitenizi hızla geri kazanmanızı sağlar. Omurganızın sesine kulak verin.
Prof. Dr. Mehmet Şenoğlu — Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı, İzmir
Tıbbi Feragatname: Bu makalede yer alan bilgiler yalnızca bilgilendirme amaçlıdır; uzman bir hekimin muayenesi, tıbbi teşhis veya tedavi yerine geçmez. Şikayetlerinizle ilgili kesin tanı ve size özel tedavi planlaması için lütfen bir Beyin ve Sinir Cerrahisi uzmanına başvurunuz.