Çoklu anevrizma, bir hastada aynı anda birden fazla beyin anevrizmasının bulunması durumunu ifade eder. Beyin anevrizması tanısı alan hastaların yaklaşık beşte birinde birden fazla anevrizma saptanır; yani bu, nadir bir durum değildir ve değerlendirme sürecini önemli ölçüde karmaşıklaştırır.
Çoklu anevrizmalar belirli hasta gruplarında daha sık görülür. Kadınlarda, sigara içenlerde, hipertansiyonu olanlarda ve ailesinde anevrizma öyküsü bulunanlarda görülme sıklığı artar. Ayrıca polikistik böbrek hastalığı ve bazı bağ dokusu hastalıkları gibi belirli genetik durumlar, birden fazla anevrizma gelişimine zemin hazırlar. Anevrizmalar bazen aynı damar üzerinde, bazen de simetrik olarak her iki tarafta (ayna anevrizmaları) yer alabilir.
Çoklu anevrizmaların yarattığı en temel klinik zorluk, kanama durumunda hangi anevrizmanın yırtıldığını belirlemektir. Subaraknoid kanama ile gelen bir hastada birden fazla anevrizma görüldüğünde, cerrahın tedaviyi yönlendirebilmesi için kanamadan sorumlu olanı tespit etmesi gerekir. Bu ayrımda kanama paterni (BT’de kanın dağılımı), anevrizmaların boyutu, şekli ve düzensizliği gibi morfolojik özellikler ile lokalizasyon birlikte değerlendirilir. Genellikle en büyük, en düzensiz veya kanama bölgesine en yakın olan anevrizma sorumlu kabul edilir.
Tedavi yaklaşımında da çoklu anevrizmalar özel planlama gerektirir. Rüptüre olan anevrizma öncelikli olarak tedavi edilir; rüptüre olmamış diğer anevrizmalar ise boyutlarına, yerleşimlerine ve hastanın genel durumuna göre aynı seansta, daha sonraki bir aşamada veya takip yoluyla değerlendirilir. Bazı durumlarda farklı anevrizmalar için farklı yöntemler (kimisi için cerrahi klipleme, kimisi için endovasküler tedavi) bir arada kullanılabilir.
Özetle çoklu anevrizma varlığı, hem tanısal değerlendirmeyi hem de tedavi stratejisini daha titiz ve bireyselleştirilmiş bir hale getirir. Bu hastalarda kapsamlı bir damar görüntülemesi ve dikkatli bir takip planı, sonucu belirleyen en önemli unsurlar arasındadır.